Esnaf odaları ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) bünyesinde gündeme gelen “toplu defter tutma” modeli, muhasebe mesleğinin yetki ve sorumluluk alanlarına ilişkin hukuki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Henüz yürürlüğe girmiş bir mevzuat düzenlemesi bulunmamasına rağmen, kulislerde konuşulan hazırlıklar kamuoyunun ve meslek çevrelerinin dikkatini bu başlığa çevirdi.

Gündeme taşınan modelde, esnaf ve sanatkârların defter tutma hizmetlerinin serbest muhasebeci mali müşavirlerle toplu şekilde yürütülmesi, sürecin ise oda veya birlikler aracılığıyla organize edilmesi öngörülüyor. Bu çerçevede “defteri fiilen kim tutacak, hata veya usulsüzlük halinde sorumluluk kime ait olacak” soruları ön plana çıkıyor.

3568 SAYILI KANUNDA YETKİ VE SORUMLULUK

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2’nci maddesinde, serbest muhasebeci mali müşavirlerin defter tutma, mali tabloları düzenleme ve beyannameleri hazırlama yetkisine sahip oldukları açık şekilde hüküm altına alınıyor. Aynı Kanun’un 45’inci maddesinde ise bu faaliyetlerin meslek mensupları tarafından şahsen ve mesleki sorumluluk altında yerine getirileceği düzenleniyor.

Bu hükümler doğrultusunda, defter tutma hizmetinin oda veya birlikler eliyle merkezi biçimde organize edilmesi, kanunun çizdiği mesleki çerçeve bakımından tartışmalı bir alan olarak değerlendiriliyor. Mevcut mevzuat, yetki ve sorumluluğun bireysel meslek mensubu üzerinde toplandığını açıkça ortaya koyuyor.

VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN DURUM

Vergi Usul Kanunu’nun 227’nci maddesi, vergiye ilişkin defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulmasını zorunlu kılıyor. Kanunun 359’uncu maddesinde ise sahte belge düzenleme veya kullanma, defter ve kayıtlarda hile yapılması gibi fiiller vergi kaçakçılığı suçu olarak tanımlanıyor.

Bu tür fiillerin tespiti halinde, defteri tutan ve beyannameleri düzenleyen meslek mensubunun sorumluluğu devam ediyor. Mevcut yasal düzenlemeler, bu sorumluluğun bir oda, birlik veya üst kuruluş tarafından devralınmasına imkân tanımıyor.

TOPLU MODELDE HUKUKİ BELİRSİZLİKLER

Gündeme gelen modelde, defter tutma hizmetinin oda veya birlikler tarafından organize edilmesi, hizmet bedelinin esnaftan bu kurumlar aracılığıyla tahsil edilmesi ve meslek mensuplarına oda adına düzenlenen makbuz karşılığında ödeme yapılması öngörülüyor. Bu yapının, hizmeti alan mükellef ile hizmeti sunan meslek mensubu arasındaki doğrudan ilişkiyi zayıflatabileceği belirtiliyor.

Özgür Özel’in Kamer Genç'in Mezarında Rakı İçerken Görüntüleri Sosyal Medyada Gündem Oldu
Özgür Özel’in Kamer Genç'in Mezarında Rakı İçerken Görüntüleri Sosyal Medyada Gündem Oldu
İçeriği Görüntüle

Bu durum, sorumluluk zincirinin hangi aşamada başlayıp hangi aşamada sona ereceği konusunda belirsizliklere yol açıyor. Hizmeti organize eden ve bedeli tahsil eden kurumların hukuki konumu da bu noktada ayrı bir tartışma başlığı olarak öne çıkıyor.

CEZA HUKUKU BOYUTU VE EMSAL RİSKİ

Ceza hukuku açısından bakıldığında, Türk Ceza Kanunu’nun 37 ve 39’uncu maddelerinde düzenlenen iştirak ve yardım hükümleri çerçevesinde, somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılabileceği ifade ediliyor. Ancak bu sorumluluğun otomatik olmadığı, organizasyonel katkının ve illiyet bağının ispatlanması gerektiği belirtiliyor.

Öte yandan, esnaf odaları için gündeme gelen bu tür bir uygulamanın, ilerleyen süreçte farklı meslek kuruluşları tarafından da talep edilmesi ihtimali, mesleki sınırların ve yetki alanlarının bulanıklaşması riskini beraberinde getiriyor.

KAMUOYUNDA TARTIŞMA SÜRÜYOR

Kayıt dışılıkla mücadele ve vergi sisteminin işleyişi açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bu tür uygulamaların, hayata geçirilmeden önce 3568 sayılı Kanun, Vergi Usul Kanunu ve ilgili ceza hükümleri çerçevesinde kapsamlı biçimde ele alınması gerektiği ifade ediliyor. Toplu defter tutma modeliyle ilgili tartışmalar, önümüzdeki dönemde de gündemdeki yerini koruyacağa benziyor.